
Hipertansiyon genel olarak toplumda sık görülen bir hastalık olmakla birlikte yeterli bir bilinç olduğu
söylenemez. Ülkemizde yapılan Türk Böbrek Hastalıkları ve Hipertansiyon Derneğinin çalışmalarına
göre bu hastalığın ülkemizde görülme sıklığı %35'dir. 60 yaş üstü erkeklerde görülme sıklığı %60-80
arasındadır. Genel olarak dünyadaki sıklığını araştıran çalışmalar her 3-5 kişiden birinin hipertansif
olduğunu gösteriyor. NHANES çalışması sonuçlarına göre hastaların ancak yarısı hastalığının
farkındadır. Bu farkında olanların da ancak yarısı bir hekime başvurmaktadır.
30 yıl içerisinde bu çalışmanın her on yılda bir yayınlanan sonuçlarına bakıldığında bu gerçeğin
değişmediğini görüyoruz. Buna karşılık hipertansiyon en ciddi ölüm sebebi olan kalp damar
hastalıkları(koroner arter hastalığı, kalp yetmezliği) ve beyin damar hastalıkları (inme, beyin kanaması
gibi) açısından en önemli risk faktörlerin başında geliyor. Kan basıncı yüksekliği yani hipertansiyonla
ilgili bilmemiz gerekenleri aşağıda sıralamak istiyorum:
Kan basıncı normalde kaç olmalı ?
Toplumda büyük tansiyon denilen sistolik kan basıncı en fazla
140mmHg küçük tansiyon yani diyastolik kan basıncı en fazla 85mmHg olmalıdır. Bu basınçların
üstündeki değerlere biz hipertansiyon diyoruz. Hipertansiyonu olan hastaların tedavisinde de kan
basıncının normale dönüştürülmesi tedavi hedefidir. Ancak şeker hastaları ve böbrek hastaları için
hedef 130mmHg'dır. Kan basıncı normal sınırlar içerisinde günlük değişimler gösterir. Gün içerisinde
en düşük sabah uyanmadan önceki saatlerde olur ve gün içerisinde akşama doğru bir yükselme
gösterir ve uyku saatlerinde düşmeye başlar. Eğer kişide bu uyanmadan önceki düşme görülmüyorsa
bu hasta için hipertansif risk daha fazla olduğu anlamına gelir. Bu yüzden bir kısım hastada kan
basıncının 24 saatlik değişimi Holter dediğimiz cihazla izlenmesi yararlıdır. Hipertansiyonu olan
kişilerde kan basıncının yüksekliği gün içerisinde değişken, labil, olabilir veya yalnızca doktora
gittiğinde yüksek olabilir ki buna '' beyaz gömlek hipertansiyonu'' diyoruz. Kan basıncının arada bir bile
yüksek değerlere yükselmesi daima anlamlıdır, sinirsel tansiyon gibi deyimlerle geçiştirilmemeli hemen
ilaç tedavisi başlanmasa bile, ilaç dışı ( tuz kısıtlaması gibi( önlemlerin hemen alınmasını ve
izlenmesini gerektirir.
Hipertansiyon nedenleri nelerdir?
Hipertansiyon %90 oranında bir nedene bağlı değildir ki biz buna
''primer'' veya ''esansiyel'' hipertansiyon diyoruz. Bu hastalarda çok kez ailesel bir eğilim, şişmanlık,
diyabet, lipit yüksekliği, sigara içimi gibi risk faktörleri dikkati çeker. Çoğunlukla 40 yaşından sonra
erkeklerde, menopoz sonrası kadınlarda çok sık olarak görülür. İleri yaşta %70'i bulan düzeyde
rastlanır. Tüm hipertansif hastaların geri kalan yüzde %10'u ise bir nedene bağlı ''sekonder''
hipertansiyondur. Sekonder hipertansiyon nedenlerinin %80'i böbrek hastalıklarıdır ki bunlar nefritler
ve böbrek yetmezliğidir. %10 kadarı böbrek damar darlığıdır. Bazı başta böbrek üstü bezi olmak üzere
iç salgı bezi hastalıkları da ikincil nedenler içerisindedir. Bir hipertansiyon olgusunda öncelikle bu
ikincil durumlar mutlaka araştırılmalıdır. Çünkü bu durumların tedavisi tamamen başkadır. Örneğin
böbrek damar darlığı aynı koroner damarlarda olduğu gibi balonla genişletilerek tedavi edilebilirler.
Daha çok genç yaşta, yani hipertansiyonun görece az görülebileceği yaşlarda araştırılması
gerekmekle birlikte ileri yaşlarda da ortaya çıkabileceği akılda tutulmalı ve mutlaka ilk rastlanan
hastada sekonder nedenler gözden geçirilmelidir. Hipertansiyon tedavisi altında olan hastada
tedaviye direnç varsa mutlaka ikincil bir durum araştırılmalıdır.
Kan basıncı yüksekliği neden önemlidir?
Hipertansiyon yaşamsal risk teşkil eden bir hastalıktır. En
sık ölüm veya sakatlık nedeni olan kalp damar hastalıkları, beyin damarı hastalıklarının (inme, beyin
kanaması), görme kayıplarının, bazı böbrek hastalıklarının arkasında hipertansiyonun varlığı söz
konusudur.
Hipertansiyonda mutlaka ilaç almak gerekli midir?
Bu her şeyden önce hipertansiyonun şiddetine
ve kalp, böbrek, göz gibi hedef organ tutuluşunun var olup olmamasına bağlıdır. Eğer hafif şiddette bir
hipertansiyon ve hedef organ tutuluşu yoksa şişmanlık, sigara kullanımı, diyabet, kan yağlarının
(kolesterol, trigliserit ) yüksekliği gibi risk faktörlerine yönelik diyet ve eksersiz gibi ilaç dışı önlemler
yeterli olabilir. Alınacak önlemlerin başında da diyetteki tuz kısıtlaması gelir. 6 ay süre ile bunların
uygulanması yeterli olmamışsa ilaç tedavisi devreye girecektir, bazen tek ilaç bazen de birden fazla
ilacın birlikte kullanımı gerekecektir ve bu ilaç dışı önlemler de sürdürülecektir.
İlaçlar hakkında neler bilmeliyiz?
Bugün piyasada büyük hasta gruplarıyla yapılmış çalışmalarla
etkinliği kanıtlanmış 4(5 grup etki mekanizmasına sahip çok sayıda ilaç vardır. Bu ilaçlar özellikle yan
etki profilinde ve hedef organ hasarını önlemede farklılık arz eder. Aynı zamanda bir hipertansiyon hastasında ilaç kullanılırken hastanın yaşı, birlikte bulunan hastalıkları, diyabet, kalp hastalığı ve
böbrek hastalığının varlığı gibi faktörler dikkate alınır. Örneğin diyabeti olan bir hastada hele idrarda
proteinüri var ise belli bir grup ilaç tercih edilir. İleri yaşta bir hastaya belli ilaç gruplarının etkinliği,
komplikasyonları önleme başarısı çalışmalarla gösterilmiştir. Dolayısıyla ilaç seçimini hekiminiz sizin
kişisel tıbbi ve hatta sosyal özelliklerinizi dikkate alarak yapacaktır. Bir de şunu belirtmeliyiz ki yan
etkisiz ilaç olamaz. Bir ilacı kullanırken yan etkiden de endişe etmeyin, hatta prospektüsü de
okumayınız. Eğer ilaca bağlı olduğunu düşündüğünüz bir durum varsa kendiliğinizden ilacı kesmeyip
durumu hekiminizle paylaşarak gerektiğinde kesiniz. Hipertansiyon ilaçları ömür boyu kullanılmak
üzere icat edilmiş ilaçlardır, uzun süre kullanımlarında etkinlik azalması gibi durumla karşılaşılmaz,
ancak kan basıncı yüksekliğinin karakteri değişebilir ya da başka hastalıklar eklenebilir o zaman ilacı
değiştirmek gerekebilir. Ama şunu belirtmeliyim ki hipertansiyon tedavisi başarılıdır ve bugün için
kontrol edilemeyen hipertansiyon hastası yoktur. Genellikle kan basıncı kontrolü iyi iken kontrolden
çıktığında akla gelen ilk şey ya hasta ilacı bırakmıştır ya da tuz diyetini bozmuştur.
Hipertansiyon hastasını kim tedavi etmelidir?
Hipertansiyonun çok sık görülen bir hastalık olduğu
dikkate alındığında tüm dünyada bu hastalığın birinci basamak hekimleri yani pratisyen hekimlerin
takip etmesi öngörülmüştür. Tıp eğitimi ve tedavi için dünyadaki sağlık örgütlerinin çıkardıkları
rehberler bu öngörüye dayanır. Yine de erken yaşta ortaya çıkan veya tedaviye dirençli hipertansiyon
olgularının ikincil hipertansiyon nedenlerinin araştırılması için ve/veya hipertansiyonla ilgili hedef organ
sorunlarının ortaya çıktığı durumlarda bunların da tedavisi açısından iç hastalıkları uzmanı tarafından
değerlendirilmesi gerekebilir.